Bursa’nın ‘Provokatör’leri

Bursa’nın ‘Provokatör’leri

Bursalı yazarlar A. Tahsin Ertaş ve H. Gümrah Eralp’ın, ‘Paranın olmadığı gün…’ ibaresiyle yayımladıkları Provokatör adlı romanları kısa sürede senaristlerin ilgisini çekti.

Röportaj & Fotoğraflar: Mahir Bora KAYIHAN

Tahsin Ertaş ve Gümrah Eralp, Bursa’nın yetiştirdiği iki öğretmen. Ayrı ayrı projeler gerçekleştiren ikiliyi aynı projede buluşturan ise ‘Provokatör’ adlı roman.

Çocukluk arkadaşlarının zamanla aynı mesleğe yönelmeleri, ardından birlikte kitap yazmaları ve kitaplarının kısa sürede dikkat çekmesi karşısında kayıtsız kalamayarak ikiliyle görüştük.

İşte, Som Kitap etiketiyle yayımlanan Provokatör ve yazarları hakkında merak ettiklerinizin cevapları…

İki arkadaş, kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Tahsin: Karardan çok artık bir sonuç oldu bizim için. Çünkü sürekli birbirimizle bir şeyler paylaşan, hikâyeler anlatan insanlarız. Yine böyle bir paylaşımda Gümrah’tan dünyadaki bütün sorunları kökünden çözüm getirmek ile ilgili bir fikir çıktı. Bana ‘Parayı yok eden bir adam’ düşün dedi. Birkaç saniye içerisinde beynimde şimşekler çaktı. Kısa zamanda konu ve karakterler belirdi ve sonuç olarak da roman oluştu. Yani, roman yazma fikri paylaştıklarımızı, içimizdeki o sessiz isyanı bir çığlığa dönüştürme çabasıydı sadece.

Gümrah: Bazen içinizden konuşursunuz ‘Acımasız ve olmayan bir şeyler var bu hayatta, bebekliğimizdeki masumiyetimize tam ters yaşantılar’’, biz bu iç konuşmayı beraber yaptık Tahsin’le; o zaman dedik, bu yığınların da derdi, insanlığın ortak meselesi peki bunu dile getirmekle kalmayıp icraata döken bir adam yaratsak nasıl olur, böyle çıktı galiba.

Mesleğinizin öğretmenlik olması, kitabınızın yazım aşaması nasıl etkiledi?

Tahsin: Öncelikle edebiyat eğitimi aldığımız için edebi bir eser oluşturmakta zorluk çekmedik. Belki de en büyük katkı başkarakterimizin sık sık aforizmalar keserek, özlü sözler söyleyerek konuşması oldu. Netice bütün öğretmenler etkili konuşmayı, etki yaratacak davranış değişikliğine sebep olacak konuşmaları severler.

 

Gümrah: Birçok meslek gibi bizim işimizin de ana malzemesi insan; düşünün elinizin altında yüzlerce farklı duygu, psikoloji ve beğeni var, onlarla iç içe oldukça insanla ilgili harika bir alt yapınız oluyor.

Kitapta gerçekten de çok akıcı bir dille anlatılan hikâyeyi senaryoya uyarlamayı düşünüyor musunuz?

Tahsin: Aslında eser için senaryodan romana devşirme demek daha doğru olur. Çünkü ilk etapta biz bir senaryo yazmıştık. İstanbul’da Plato film, Birol Güve

n ve Müjdat Gezen gibi televizyon dünyasının ünlü birkaç yapımcısı ile görüşme şansımız oldu. Onlar her ne kadar eseri beğenseler de bunun Türkiye standartlarında çok bütçeli bir yapım olacağını söylediler. Biraz da onların teşvikiyle eseri romana çevirdik. Yoksa aklımızda zaten senaryo vardı. Okuyanların çoğu da bize sanki bir film seyretmişim gibi oldum diyor. Sanırım bunun sebebi sizin de dediğiniz gibi akıcı bir dili ve çok sürükleyici bir kurgusu olması.

Gümrah: Her konuşmayı, sahneyi bir film karesi olarak işledik, hatta karakterlerin konuşmalarını karşı karşıya geçip doğaçlama taklit ettik, kafamızdaki artistik sahneleri ancak sinemanın, kameranın büyüsüyle anlatabileceğimizi düşünüyorduk, kelimelerin gücü de önemli tabi, fakat bu karakterleri canlı izlemenin tadı da bir başka olacak diye düşünüyoruz.

Okurlar, kitap hakkında neler söylüyor, karşılaştığınız tepkiler ne yönde?

Tahsin: Çok güzel! Çoğu öğrencimiz romanı okuduktan sonra roman okumaya merak sardığını bizimle paylaştı. Genelde kurgudaki hayal gücünün ve hikayenin okurları çok etkilediğini gördük. Ana karakterimiz Vedat Won Warrington hakkında çok olumlu dönüşler alıyoruz. Tabi, yapıcı eleştiriler de oluyor. Özelikle kitabın biraz daha uzatılabileceği ile ilgili eleştiriler aldık. Bu okurlarımız haklı da aslında. Fakat biz hikâyeyi uzatmamayı tercih ettik. Neticede o sürükleyici havayı yakalamanın koşullarından biri çok detaya inmemekteydi.

Gümrah: Özellikle hiç karşılaşmadıkları bir hikaye olduğunu söylüyorlar, biz de denenmiş kurgulardan yana değiliz, Vedat karakterinin aslında uslu durmadığını ama kendilerinden çok şey taşıdıklarını dile getirmeleri bizi sevindiriyor. Çünkü biz de yarattığımız karakterin bir ilke imza atarak iyi mi kötü mü hakkında bu yargının zorlukla verilebildiği özellikler taşıdığını biliyoruz. Bir polisiye romanda kurtarıcı, bozguncu ve adaleti bekleyen mağdurlar vardır, burada da onlar var fakat  başkarakter bunların neresinde bulabilmek zor.

 

‘…sevilmeyi hissetmek oldukça heyecanlıydı’

 

Kitap piyasaya sürüldükten sonra hayatınızda neler değişti?

Gümrah: Çok büyük değişiklikler olmadı. Tabi imza günleri, gazete haberleri ve canlı yayında televizyona çıkmak gibi daha önce yaşamadığız tecrübeleri tattık. Asıl önemlisi daha büyük bir kitle tarafından sevilmeyi hissetmek oldukça heyecanlıydı.

‘Daha Al Pacino’yla görüşmedik…’

 

Siz, bu kitap sayesinde ‘Evet, biz amacımıza ulaştik’ diyebiliyor musunz?

Tahsin: Bu bizim için bir ilk adım. Türkiye’de kitap çıkartmak da çok zor bir iş aslında. Biz sınırlı imkânlar altında bu işi becerdik ve bunun keyfini yaşıyoruz. Ama hedeflerimizi çok büyük. Sabırla çok çalışarak onları elde etmeye çalışacağız. Çünkü hedeflerimiz hayatta bize zevk veren şeyler. Bu yolda mücadele etmek bize yaşama mutluluğu veriyor.

Gümrah: Daha durun bakalım Al Pacino’yla görüşmedik (gülüşmeler…)

Kitap dışında yine birlikte yaptığınız proje var mı?

Gümrah: Olmaz mı?! Film senaryosu ve bu senaryolara özgün besteler hazırlamak ve Türkiye’de hiç denenmemiş edebi türlerde eserler yazmak gibi projelerimiz var. Ama biz asla ve asla müziği hayatımızdan çıkarmayacağız. Zaten yan yana gelince ya müzik muhabbeti yaparız ya da elimize gitarlarımızı alıp meşk ederiz… Müzik ruhun insandaki varlığının en önemli ispatıdır.

Yorumlar

yorum

Copyrights © 2009 - 2014 Haberbursa.net

Scroll to top