DİN ÖĞRETMENİNE MEB’DEN ATAMA OYUNU

DİN ÖĞRETMENİNE MEB’DEN ATAMA OYUNU

MEB’in ilahiyat fakültesi mezunlarının din öğretmeni olmaları önünde engel kalmadığı yönündeki açıklamasının altından bir skandal ortaya çıktı. CHP’li Ceyhun İrgil skandalı şöyle özetledi: “Yürütmeyi durdurma kararına itirazı reddedilen MEB, resmi yazıyla davacı öğretmenin iradesini sorgulamış, davadan feragat etmesi için dilekçe imzalatmış, daha yargı kararı yokken, varmış gibi açıklamış!”

 

 

***

 

Yaklaşık üç yıl önce Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği mezunu bir öğretmen adayı tarafından Eylül 2014 atamalarının iptali için dava açıldı, Danıştay 12. Dairesi hukuka uyarlığı olmadığı için düzenleme hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi, MEB itiraz etti, itiraz reddedildi. Yürütmeyi durdurma kararı kesinleştiği için Talim Terbiye Kurulu değişikliğe gitmek durumunda kaldı ve ilahiyat fakültesi mezunları öğretmen alım çizelgesinden çıkarıldı. Geçtiğimiz hafta ise MEB tarafından söz konusu davaya ilişkin “30 Kasım 2017 tarihinde davanın esastan görülmesi sırasında dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir” ifadesiyle ilahiyat fakültesi mezunlarının atanmasının önünde bir engel kalmadığı açıklandı.

İşte tüm bu sürecin sonunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği mezunlarının haklarının gaspına yol açan bir skandal ortaya çıktı.

 

YARGI KARARI YOKKEN AÇIKLAMA GELDİ

 

Konuyu Meclis gündemine de taşıyan TBMM Eğitim Komisyonu üyesi CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil, MEB’in oynadığı oyunu şu sözlerle anlattı:

“Söz konusu dava dosyasına ilişkin Danıştay’dan resmi karar açıklanmamışken, Bakanlığın açıklama yaptığı 26 Aralık 2017’de dosya hakkında üyelerin tamamının imza atmadığını biliyoruz. Bugün (4 Ocak) Danıştay’dan aldığımız bilgiye göre halihazırda bir üyenin imzasının eksik olduğu ve kararın henüz tebliğ edilmediğini de öğrendik. Tebliğ edilmemiş bir karar resmiyet de kazanmamıştır. Bu da demek oluyor ki; MEB henüz yargı kararı yokken, varmış gibi açıklama yaptı. Üstelik ‘30/11/2017 tarihli kararda, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir’ ifadesini kullanan MEB, esastan görülen dosya hakkında verilecek kararda ne yazacağını da söyledi.”

 

MEB,FERAGAT İMZALATMIŞ

 

Bakanlığın bu davaya özel ilgi gösterdiğinin her aşamada anlaşıldığını belirten CHP’li İrgil hukuki olmayan düzenlemeye ilişkin daha 9 Ekim’de Danıştay’dan yürütmeyi durdurma kararının çıkmasının öncesinde Bakanlığın harekete geçtiğini söyledi:

“Bakanlık, davacı öğretmenin görev yaptığı ilgili valiliğe 2 Ağustos’ta resmi bir yazı göndermiş ve öğretmenin iradesinin sorgulanmasını istemiş. Öğretmen de 28 Ağustos’ta Bakanlığa görev yerinde kalmak istediği cevabını vermiş. Bilindiği gibi Danıştay’dan yürütmeyi durdurma kararının çıkması üzerine Talim Terbiye’nin gerekli değişikliği yapmasıyla ilahiyat fakültesi mezunları tepki gösterdi. Bekir Bozdağ da 25 Kasım’da ilahiyat mezunlarının öğretmenlik hakkının ellerinden alınmasına izin vermeyeceğini söyledi. Ve ne oldu; 29 Kasım’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çağrılan davacı öğretmen hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin -ki OHAL sürecinde korkmuş olması çok doğal- bir anda davadan vazgeçti. Öğretmenin kulağına bakanın veya müsteşarın bu davayla yakından ilgilendiğinin söylenerek psikolojik baskı oluşturulduğundan, bu nedenle davacı öğretmenin feragat dilekçesini imzaladığını ortada.”

 

DİLEKÇE BİR GÜNDE DANIŞTAY’DA

 

Dava dosyasının Mart 2015’te açıldığını hatırlatan İrgil; “Her nasıl oluyorsa, üç yıla yakındır devam eden davada, 29 Kasım’da Gaziantep’te verilen bir feragat dilekçesi, hemen ertesi gün 30 Kasım 2017’de Danıştay 12. Dairesi’nde ele alınıp aynı gün karara bağlanıyor. Bu kadar hızlı hareket edilmesi konunun çok yukarıdan organize edildiği kuşkularını yaratıyor” diye konuştu.

CHP’li İrgil ekledi: “Kısacası olan şudur: Yargıdan bir karar çıktı, ilahiyat fakültesi mezunlarının önü kapandı, AKP ‘merak etmeyin biz bunu hallederiz’ dedi, MEB harekete geçti, yargıyı yandan dolandı ve feragat dilekçesini aldı. Amaç belli; yürütmeyi durdurma kararı verilen davayı çöpe attırmak. Mesele şudur ki, MEB hukuki olmayan bir düzenleme ile yani kendi yaptığı yanlış yüzünden ilahiyat fakültesi mezunlarıyla DKAB mezunlarını karşı karşıya getirmiştir.”

 

DEVLET ELİYLE HUKUKA UYDURMA

 

CHP’li İrgil, bir kişinin açtığı bu davanın artık kamuya mal olduğunu, o kişinin davadan vazgeçmesiyle sorunun çözülemeyeceğini de belirterek şöyle devam etti:

“Yaklaşık 8 bin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği mezunu varken mevcut düzenleyici işleme dair iptal davasıartık bir kişinin değil kamunun yani 8 bin kişinin olmuştur. Hukukçu bakanımıza sormak gerek, bakanlık hukuka uygun mu hareket ediyor? Valiliğe yazı yazarak davacının iradesinin öğrenilmesini istemek, davadan vazgeçmesine yönelik talebinin alınması doğrultusunda talimat vermek ne demek? Karşımızda hukuka uygun olmayan, hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırılık taşıyan, bireylerin devlete güven duygusunu zedeleyici bir düzenleme ve bu düzenlemeyi durduran mahkeme kararını uygulamamak için ahlaki normlara aykırı hareket eden bir bakanlık var. Görüyoruz ki, bireylerden hukuk kararlarına saygı bekleyenler devlet eliyle hukuksuzluk yapmaktadır.”

 

MESELENİN PÜF NOKTASI

 

Talim Terbiye Kurulu’nun 2014 atamalarında esas alınan Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esaslarına İlişkin Çizelgesine göre; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenleri sadece 4 ders için atanırken, ilahiyat fakültesi mezunları bu 4 dersin dışında ayrıca 5 ders için daha atanabilme hakkına sahipti. Açılan davada bu düzenleyici işlemin iptali istendi. Yürütmeyi durdurma kararının ardından çizelgede ilahiyat fakültesi ibaresi çıkarıldı. Şimdi de davacının feragatiyle dava hakkında verilen kararın geçersizliği ve hukuka aykırı bir düzenlemenin devamı sağlanmak isteniyor.

 

Yorumlar

yorum

Copyrights © 2009 - 2014 Haberbursa.net

Scroll to top