Profilaktikten GDO’ya Soframızdaki Tehlike

Profilaktikten GDO’ya Soframızdaki Tehlike

Tavukçuluk endüstrisi mevcut uygulamaları ile hem sağlığımızı riske atıyor hem doğamıza zarar veriyor. Daha az yemle daha çok et üretimini amaçlayan endüstri, tavukları adeta “hastalık önleyici ilaçlar” yani içerisinde antibiyotiklerin de bulunduğu profilaktiklerle besliyor. Aşırı antibiyotik tüketimi ise yarattığı antibiyotik direnci nedeniyle ise Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından insanlığın önündeki en büyük sağlık tehdidi olarak tanımlanıyor.  Dünyada tüketilen antibiyotiklerin yarısı hayvancılık endüstrisi tarafından kullanılıyor.

 

Greenpeace Akdeniz Tarım ve Gıda Kampanya Sorumlusu Tarık Nejat Dinç, endüstriyel tavukçuluğun soframız için teşkil ettiği risklerin, sırf az yemle daha çok et elde etmek uğruna, tavuklar hasta değilken verilen profilaktiklerle sınırlı olmadığını belirterek GDO’lara da dikkat çekiyor. “Tavuklar dünyanın öbür ucundan ithal edilen GDO’larla besleniyor. Genetiği değiştirilmiş soyalar sağlığımızla birlikte yıllık 1 milyar dolarlık ithalat hacmi ile cebimizi de zora sokuyor” diyen Dinç, “Türkiye’nin ithal ettiği soyaların neredeyse tamamı GDO. Ve bu GDO’ların neredeyse yarısından fazlası tek başına tavukçuluk endüstrisi tarafından kullanılıyor. Oysa Türkiye uygun iklim koşulları ve 3 milyon hektardın üzerinde atıl duran ekilebilir arazisiyle, tavukçuluk endüstrisinin ihtiyaç duyduğu soyayı, veya alternatif protein kaynaklarını -üstelik de GDO’suz- kat be kat kendi başına yetiştirebilecek kapasitede. Ancak kurdukları düzeni bozmak istemeyen tavuk şirketleri, yerli kaynaklarımızı harekete geçirmek yerine, bizleri GDO’lara boğmak pahasına her sene yüz milyonlarca dolar dövizimizi heba ediyor.. ” diye konuştu.

 

Sokağa çıkıp tüm bu gerçekleri halka anlattık. Ardından da sorduk: “Bunları bilerek gönül rahatlığıyla tavuk yemeye devam edebilir misiniz?” Bu gerçeklerden haberdar olduğunu söyleyenler yıllardır mutfaklarına tavuk sokmadıklarını söylerken; gerçekleri şaşkınlık içerisinde öğrenenler ise sorumuza soruyla karşılık verdiler: “Bunları bilerek nasıl yiyelim?”

 

İşte bu nedenle tavukçuluk sektörünün önde gelen firmalarından Keskinoğlu, halka bu gerçekleri anlatmamızı önleyebilmek için “Yutmayız” kampanyamıza dava açtı. İstedikleri tüm bu gerçeklerin halktan saklamaya devam etmek. Davanın ilk duruşması ise yarın (26 Ocak-Perşembe) saat 10’da Çağlayan Adliyesi İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

 

Sağlığımıza ve doğamıza sahip çıkmak; halkın bilgi edinme hakkını korumak için siz basın çalışanlarını da duruşmaya bekliyoruz.

Yorumlar

yorum

Copyrights © 2009 - 2014 Haberbursa.net

Scroll to top